Ders Seçimi & ProgramSon güncelleme: 7 Eylül 2026

Çocuğu Olan Üniversite Öğrencisi Ders Programını Nasıl Planlamalı?

Çocuk bakımı, ulaşım, devam zorunluluğu ve ders yükünü birlikte düşünerek daha sürdürülebilir bir üniversite ders programı oluşturmak için pratik planlama yöntemi.


Çocuğu olan bir üniversite öğrencisi için en iyi ders programı, yalnızca “boş günü en çok olan” program değildir. Asıl amaç; zorunlu dersleri, devam şartlarını, çocuk bakımının güvenilir olduğu saatleri, kampüse gidiş-gelişi ve beklenmedik durumlar için yedek planı aynı haftaya sığdırabilmektir.

Bu nedenle programı derslerden başlayarak değil, değiştirmeniz en zor olan zaman bloklarından başlayarak kurmak daha işe yarar.

1. Önce değiştirilemeyen saatleri işaretleyin

Takvime ilk olarak şunları koyun:

  • kreş, okul veya bakıcı saatleri,
  • çocuğu bırakma ve alma saatleri,
  • kampüse gidiş-geliş süresi,
  • zorunlu laboratuvar, uygulama, staj veya tek şubeli dersler,
  • düzenli sağlık veya bakım randevuları,
  • çalışıyorsanız sabit vardiyalar.

Bunlar yerleştikten sonra kalan boşluklara ders seçmek, “kâğıt üzerinde güzel ama gerçekte yürümeyen” program oluşturma riskini azaltır.

2. Devam riski yüksek dersleri öncelikli düşünün

Çocuk hastalığı, bakım veren kişinin son anda gelememesi veya okulun erken kapanması gibi durumlar dönem içinde beklenmedik devamsızlıklara yol açabilir. Bu yüzden devam şartı olan uygulamalı dersleri ve tek şubeli dersleri programın en kırılgan saatlerine koymak risklidir.

Hacettepe'nin 2025-2026 güz yarıyılından itibaren uygulanan güncel ön lisans ve lisans yönetmeliğinde ders ve uygulamalara devam zorunluluğu bulunuyor. Bu nedenle “gerekirse birkaç hafta hiç gitmem” varsayımıyla program kurmak yerine, dönem başında dersin devam ve uygulama planını kontrol etmek daha güvenlidir.

Özellikle laboratuvar, klinik, atölye ve saha uygulamalarında alternatif telafi imkânı her derste aynı olmayabilir. Ders sorumlusuna veya bölüm danışmanına dönem başında prosedürü sormak, acil bir durumda ne yapacağınızı önceden bilmenizi sağlar.

3. Dersleri iki veya üç güne sıkıştırmak her zaman daha iyi değildir

İlk bakışta haftada iki gün kampüse gitmek çocuk bakımı açısından daha ucuz ve kolay görünebilir. Fakat sabah 08.40'tan akşam 17.30'a kadar art arda derslerden oluşan bir gün, tek bir bakım aksamasında dört dersi birden etkileyebilir.

Buna karşılık haftaya yayılmış program daha fazla ulaşım gerektirir ama her günün riskini küçültebilir.

Bu nedenle iki modeli karşılaştırın:

Sıkıştırılmış program: Daha az kampüs günü, daha az ulaşım ve bakım devri; fakat uzun günler ve tek aksaklıkta daha çok ders kaybı.

Yayılmış program: Daha fazla kampüs günü; fakat daha kısa günler, çocuk teslim-alma saatlerine uyum ve beklenmedik durumda daha sınırlı akademik kayıp.

Hangi modelin daha iyi olduğu çocuğun yaşı, bakım düzeniniz ve kampüse ulaşım sürenize bağlıdır.

4. Dersler arasındaki boşlukları “boş zaman” saymayın

İki ders arasında 90 dakika olması, bu sürenin gerçekten kullanılabilir olduğu anlamına gelmez. Kampüs içinde başka binaya geçmek, yemek yemek, süt sağmak, telefon görüşmeleri yapmak veya çocuğun okulundan gelebilecek bir çağrıya cevap vermek zaman alabilir.

Programı değerlendirirken sadece ders saatlerine değil, dersler arası tamponlara da bakın. Arka arkaya beş ders yerine arada gerçek bir nefes payı olan dört ders bazı öğrenciler için daha sürdürülebilir olabilir.

5. En az bir “B planı” oluşturun

Dönem başlamadan şu sorulara cevap verin:

  • Çocuk hastalanırsa ilk kimi arayabilirim?
  • Bakıcı veya aile desteği iptal olursa ikinci seçenek var mı?
  • Sınav haftasında normal bakım düzeni yetiyor mu?
  • Akşam sınavı veya telafi dersi çıkarsa çocuğu kim alabilir?
  • Kampüsten çocuğun bulunduğu yere en hızlı nasıl dönerim?

B planının her zaman başka bir kişi olması gerekmez. Bazı durumlarda daha az ders almak, belirli bir dersi sonraki döneme bırakmak veya daha uygun şubeyi seçmek de risk azaltma yöntemidir.

6. “Maksimum AKTS” yerine sürdürülebilir yükü düşünün

Mevzuatın izin verdiği en yüksek ders yükünü almak ile sizin gerçekten taşıyabileceğiniz ders yükü aynı şey değildir. Çocuk bakımının büyük kısmı sizdeyse, 30 AKTS'lik bir dönemin gerçek zaman maliyeti yalnızca sınıfta geçirilen saatlerden ibaret değildir; ödev, grup çalışması, sınav hazırlığı ve ulaşım da bu yükün parçasıdır.

Bir dersi daha eklemeden önce şu soruyu sorun: Bu ders haftada kaç saat sınıf dışı çalışma getiriyor ve bu zamanın hangi gün/saatte yapılacağı gerçekten belli mi?

7. Ders kaydı öncesinde iki program senaryosu hazırlayın

Tek bir programa bağlanmak yerine bir “ana program” ve bir “yedek program” hazırlamak özellikle şube kontenjanları değişebildiğinde işe yarar. Hangi dersin hangi şubeyle değiştirilebileceğini, hangi boş günün sizin için daha değerli olduğunu ve hangi saatlerin kesinlikle uygun olmadığını önceden belirleyin.

BİLSİS'te resmî ders kaydına geçmeden önce ders ve şubelerinizi gerekli.tr'de haftalık görünümde bir araya getirerek iki farklı programı yan yana düşünmek; yalnız çakışmaları değil, çocuk bırakma-alma saatleri arasındaki gerçek boşlukları da daha kolay görmenizi sağlayabilir.

8. Danışmanla konuşurken durumu somutlaştırın

“Çocuğum var, programım zor” demek yerine hangi dersin hangi bakım saatiyle çakıştığını, alternatif şube olup olmadığını ve hangi çözümü talep ettiğinizi açıkça belirtmek daha sonuç odaklıdır.

Örneğin: “Çarşamba 16.40'taki şube çocuğumu alma saatimle çakışıyor; aynı dersin pazartesi şubesinde yer varsa geçiş mümkün mü?” gibi bir soru hem sizin ihtiyacınızı hem de olası çözümü netleştirir.

Çocuk sahibi olmak her ders için otomatik bir program değişikliği hakkı yaratmayabilir. Bu nedenle talebin kabul edileceğini varsaymak yerine, bölümün ve dersin uygulamasını önceden öğrenin.

Kaynak: Hacettepe Üniversitesi ÖİDB – Güncel Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği

Bu makale faydalı oldu mu?
Blog'a Dön
Tüm makaleleri gör