Bir Dönemde Çok Fazla Topluluk Etkinliğine Katılmak Mantıklı mı?
Çok sayıda etkinliğe katılmak tek başına avantaj değildir. Ders yükü, sorumluluk düzeyi ve gerçekten elde edilen deneyime göre daha seçici bir topluluk planı kurmak daha verimli olabilir.
Bir dönemde çok sayıda topluluk etkinliğine katılmak ancak derslerini, dinlenmeni ve gerçekten önem verdiğin işleri bozmuyorsa mantıklıdır. Etkinlik sayısı yükseldikçe kazanım aynı hızla artmaz; bazen üç farklı toplulukta yüzeysel biçimde bulunmak yerine bir toplulukta düzenli sorumluluk almak daha fazla deneyim sağlar.
Bu yüzden “kaç etkinlik çok fazla?” sorusunun tek bir sayı cevabı yok. Daha doğru ölçü, etkinliklerin haftalık zaman ve enerji maliyetidir.
Katıldığın her şeyi aynı değerde sayma
Bir saatlik söyleşiye dinleyici olarak gitmek ile haftalar süren bir organizasyonun ekibinde çalışmak aynı yükü oluşturmaz. Dönem planı yaparken etkinlikleri üç gruba ayırmak işe yarar:
- Ana sorumluluk: düzenli toplantı, görev veya organizasyon sorumluluğu aldığın topluluk.
- Düşük yoğunluklu katılım: ilgini çeken etkinliklerine arada katıldığın ikinci topluluklar.
- Tek seferlik etkinlik: konferans, gezi, atölye veya tanışma etkinliği gibi belirli bir günle sınırlı katılımlar.
Sorun genellikle tek seferlik etkinlik sayısından değil, aynı anda çok sayıda sürekli sorumluluk üstlenmekten çıkar.
“CV'ye iyi görünür” diye her etkinliğe gitmek verimli olmayabilir
İş veya staj başvurusunda yalnız kaç etkinliğe katıldığın değil, bu deneyimlerden ne ürettiğin daha anlatılabilir bir fark yaratır.
Örneğin:
- 15 etkinliğe yalnızca dinleyici olarak katılmak,
- bir etkinliğin bütçesini yönetmek,
- 200 kişilik bir organizasyonda ekip koordinasyonu yapmak,
- bir sosyal sorumluluk projesini birkaç ay sürdürmek
aynı tür deneyimler değildir.
Başvuruda “çok aktiftim” demekten ziyade hangi sorumluluğu aldığını, neyi çözdüğünü ve ortaya ne çıktığını gösterebildiğin deneyimler daha kullanışlıdır.
Ders yükünün arttığı haftaları hesaba kat
Topluluk takvimi genellikle dönemin başında rahat görünür. Asıl sıkışma; ara sınavlar, proje teslimleri ve final dönemleri yaklaştığında ortaya çıkar.
Bu nedenle yalnız normal bir haftayı değil, yoğun haftayı da düşün:
Bu etkinliklerin üçü aynı hafta sınav veya proje teslimiyle çakışırsa hangisinden vazgeçebilirim?
Cevap “hiçbirinden” ise dönem programı gereğinden fazla dolmuş olabilir.
Ders ve şubelerini haftalık görünümde karşılaştırdığın gerekli.tr planında, düzenli topluluk saatlerini de kendi notlarınla birlikte düşünmek; boş görünen saatlerin gerçekten boş olup olmadığını daha erken fark etmene yardımcı olabilir.
Hacettepe'de sosyal transkript varsa her şeyi toplamak gerekir mi?
Hacettepe Üniversitesi'nde program dışı öğrenmelerin sosyal transkript kapsamında tanınmasına yönelik uygulama bulunuyor. Başvurular BİLSİS üzerinden yapılabiliyor ve ilgili program dışı öğrenmenin kanıtlanması istenebiliyor.
Bu, mümkün olan en fazla etkinliği toplaman gerektiği anlamına gelmez. Sosyal transkript deneyimi görünür kılan bir kayıt olabilir; fakat ders başarısı, dinlenme, staj, proje veya kişisel hedeflerinle çatışan her etkinliğe sırf kayda girsin diye katılmak zorunda değilsin.
Kendine basit bir dönem sınırı koy
Sabit bir “en fazla iki topluluk” kuralı herkes için doğru değildir. Bunun yerine şu çerçeve daha esnektir:
- Bir tane gerçekten önem verdiğin ana topluluk veya proje seç.
- İkinci ve üçüncü toplulukları düşük sorumlulukta tut.
- Yeni bir düzenli görev kabul etmeden önce haftalık kaç saat istediğini sor.
- Sınav haftalarında devredilemeyecek görevleri özellikle hesaba kat.
- Dönem ortasında hiçbir şeyden keyif alamıyor ve sürekli yetişmeye çalışıyorsan bir sorumluluğu bırak.
Topluluk faaliyeti üniversite hayatını zenginleştirmeli; bütün boş zamanı dolduran ikinci bir ders programına dönüşmemeli.
Kaynak: Hacettepe Üniversitesi – Program Dışı Öğrenme (Sosyal Transkript) Başvuruları